Daha fazla bilgi için
0328 825 55 25

Yargıtay, sigortasız işçi çalıştıran okuldan bakanlıkta sorumludur dedi.

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/39946

K. 2010/30069

T. 21.10.2010

BİRLİKTE İSTİHDAM ( Ücret ve Primleri Bir Dönem Okul Aile Birliği Tarafından Yatırılan Alt İşveren İşçisinin İş Görme Edimini Birlik ve Bakanlığa Karşı Yerine Getirdiği - Aile Birliği ile Bakanlık Arasında Birlikte İstihdam İlişkisi Bulunduğu )

KISMİ SÜRELİ İŞ İLİŞKİSİ ( İşçinin Çalıştırılmasında Okul Aile Birliği ile Bakanlığın Amaç ve Menfaat Birliğinin Bulunması - Davacı İşçinin İş Görme Ediminin Her Bir İşveren Yönünden Kısmi Süreli İş İlişkisi Olarak Ayrıştırılamayacağı )

OKUL AİLE BİRLİĞİ ( Yeni İş Kanunun Tüzel Kişiliği Bulunmayan Kurum ve Kuruluşları da İşveren Olarak Tanımladığı - Ücret ve Primleri Okul Aile Birliği Tarafından Ödenen İşçi ile Okul Aile Birliği Arasında İş Akdinin Kurulduğunun Kabulü Gereği )

4857/m. 1248

ÖZET : Yeni iş yasası ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşların da işveren olarak tanımlanması karşısında, davacının davalı okul aile birliğinde iş sözleşmesi ilişkisi ile çalıştığının kabulü gerekir.

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği husumetten reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı okul aile birliği bünyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin fesih edildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacağı talebinde bulunmuştur. Davalı husumet itirazında bulunmuştur.

Mahkemece savunmaya değer verilerek davalı okul aile birliğinin tüzel kişiliği olmayan dayanışma topluluğu olduğu, taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.

Somut olayda; davacının görev ifa ettiği ilköğretim okulu, dava dışı Milli Eğitim Bakanlığına aittir. Okulun temizlik işlerinin dava dışı Bakanlık görevlileri tarafından yerine getirilmesi gerektiği açıktır. Bakanlık tarafından belirtilen iş ya da işler için yeterli eleman görevlendirilmediği için, davacı işçi, davalı Birlik ve alt işveren konumundaki temizlik şirketleri tarafından istihdam edilmiştir.

Davacı işçi yönünden ücret ve primler bir dönem davalı Okul Aile Birliği ve alt işveren temizlik şirketi tarafından yatırılmış olsa da, iş görme edimi davalı Birlik ve dava dışı Bakanlığa karşı yerine getirilmiştir. Davalı ve Bakanlık arasında davacı işçinin çalıştırılması noktasında amaç ve menfaatte birlik söz konusudur. Davacının iş görme ediminin her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisi biçimde ayrıştırılması da mümkün değildir. Davacı aynı anda aynı işverenlere karşı iş görme edimini yerine getirmiştir. Bu bakımdan davalı ile dava dışı Bakanlık arasında birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Buna göre davaya konu işçilik alacaklarından davalının ve dava dışı Bakanlığın müşterek müteselsil sorumluluğu vardır.

Diğer yandan 4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında, İş Kanununun 4. maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Yasanın 2. maddesinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 8/1 maddesi uyarınca "İş sözleşmesi, bir tarafın ( işçi ) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın ( işveren ) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme ( emek ) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.

Yeni iş yasası ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlarında işveren olarak tanımlanması karşısında, davacının davalı okul aile birliğinde iş sözleşmesi ilişkisi ile çalıştığının kabulü gerekir. Buna göre davanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.